28 Temmuz 2012 Cumartesi

3 dakika da 1000 yıllık avrupa tarihi

2 yorum:

'' luna-lunarita '' dedi ki...

renkler değişedururken Sevgili Alter Ego, bi an için tüm haritanın kırmızıya boyandığını düşündüm. O renkler değişirken akan kanlar, tüm renkleri eminim siler geçerdi.

savaşın gereksizliliği ve kötü kalpliliği üzerine çoğumuzun anlaşmaya vardığını düşündüğüm şu medeni (!) günlerde bile, bazı insanların bu videoyu izlerken 'bak işte Osmanlı, nasıl da büyük bir imparatorlukmuş, nasıl da harikaymış' diye düşünmeye yelteneceklerine dair pek fazla şüphem yok.

oysa savaşların gereksizliği, ülkelerin ve sınırların, ulusalcılığın da hatta sadece uydurulmuş birkaç kelime içine oturtulmaya çalışılmış /ve doğrusunu istersen bu uğurda başarılı da olunmuş/ birkaç kavramdan öteye geçmemesi gerektiğine dair düşüncelerim ve hissiyatlarım oldukça güçlüler.

kavramların kavratmaya çalıştıklarından kurtulabilsek zaten, belli bir sistemin önce eritip sonra kendi istediği şekli vermediği beyinlerimizce, belki daha farklı olabilirdi her şey.

ki bu yazdıklarım da, o sistemin bir ürünü olan beynimin odalarına doluşabilenlerden ibaretler.

sevgi ile,
luna.

alter ego dedi ki...

evet luna ben de o renkler değişirken hep kırmızıya boyandığını gördüm maalesef. çetelesini tutabilmek ne mümkün insan olan için değil mi? savaşın kaybedeni her zaman insanken, buradaki kazanan kim olabilirdi ve oradaki renklerin değişimi başka ne ifade edebilirdi ki.

öyle diyenler şüphesiz ki çoğunluk ve aramızdaki insanlar işte. biz de olağan karşılama durumunda kalabiliyoruz kabul edilemez ve anlam verilemez olmasına rağmen. günümüzde hala savaş çığırkanlığı yapan ve kendi ırkını başka ırktan üstün görerek o ırka egemen olmak isteyen insanlar/kitleler var ve aramızdalar işte. bunların hayat motivasyonları çok sakat ve bunlardan uzak durmak gerek kesinlikle. fakat bir yerde dengeler alt-üst olunca ne kadar uzaklaşmış da olsak tam ortasında bulabiliriz kendimizi ki bu kaçınılmaz bir endişe kaynağı olarak sürekli önümüzde duruyor maalesef.

aynı düşünce ve hissiyatları paylaşmış olduğumuza sevindim. insanlık tarihi boyunca geliştirilmiş bazı kavramları erdemli bulsam da, egemenlerin kavramlarını asla erdemli bulamam ve asla benimseyemem; hele ki vaziyet böylesi açık bir şekilde ortadayken.

kurtulabiliriz belki. gerekirse kendimiz tekrar tekrar eritip, tekrar tekrar şekil vererek yapabiliriz sancılı olsa da. bazı saçmalıklar içerisine düştüğüm zamanlar, insanın kendinden başka dostu olmadığını düşünüyorum bazen. hayat sürekli değişiyor, insanlar sürekli değişiyor ve tüm bunların değerlendirmesini tek başımıza, kendimize karşı sorumlu bir şekilde yapabiliriz ancak; hayatın tek sağlaması kendimizde olabilir.

teşekkür ederim katkın için.
sevgiler.